Bu yazımızda bekçilerin görev ve yetkilerine ilişkin getirilen düzenlemenin 1982 Anayasası ve Uluslararası Sözleşmeler kapsamında kişi hak ve özgürlükleri üzerindeki etkisi, uygulamada yaşanabilecek aksaklıklar ve düzenlemenin gerekliliği hususlarında değerlendirmelerde bulunmaktayız. Bilindiği üzere gündemde olan ve Türkiye Büyük Millet Meclisi İçişleri Komisyonu’nda ilk 9 maddesi kabul edilen Çarşı ve Mahalle Bekçileri Kanunu Teklifi birçok tartışmayı da beraberinde getirmiştir. Teklifin ilk 9 maddesine göre; çarşı ve mahalle bekçileri kişileri ve araçları, mevcut ve muhtemel bir tehlikeyi önlemek amacıyla durdurmak, durdurduğu kişi ya da araç üzerinde el ile dıştan kontrol dahil gerekli tedbirleri almak, kimlik sormak, kişilerin üstlerini aramak, suç işlenirken veya işlendikten sonra, henüz izleri meydandayken; şüphelileri yakalamak, yakaladıkları şüphelilerin kendilerine veya başkalarına zarar vermelerini engelleyici tedbirleri almak, suç delillerinin kaybolmaması veya bozulmaması için gerekli muhafaza tedbirlerini almak, varsa olayın tanıklarının kimlik ve adres bilgilerini tespit ederek genel kolluk birimlerine bildirmekle görevli ve yetkili olacaktır. Bu noktada tartışma yaratan bir diğer husus ise çarşı ve mahalle bekçilerine zor ve silah kullanma yetkisi verilmiş olmasıdır. Polis Vazife ve Salahiyet Kanunu (PVSK) m. 4/A ile halihazırda kanun koyucu tarafından polislere tanınmış olan görev ve yetkilerin bekçilere tanınacak olması kanaatimizce, liyakat, eğitim, kişi hak ve hürriyetlerinin kısıtlanması, hakkın kötüye kullanılması gibi hususlarda birtakım suiistimallerin ve hukuka aykırılıkların doğmasına neden olacaktır.

CategoryCeza Hukuku, Makale
logo-footer