“Kendisi hukuka uygun zeminde bulunmayanın, başkasını hukuksuzlukla suçlamaya hakkı yoktur.” İnternet sınırsız bir bilgi kaynağı ve ifade etme mecrası olmakla birlikte, hukuksuz bir ortam değildir. Dijital dünyanın dışında geçerli olan hukuk kuralları bu alan için de niteliğine uygun düştüğü ölçüde aynen geçerlidir. Mahkeme kararlarının uygulanmasının internetin doğasından kaynaklanan bazı engellerle ve zorluklarla karşılaşması, bu ortamda hukukun var olmadığı anlamına gelmez. Günümüzde yapay zekalı varlıkların hukuki statüsü bile tartışma konusuyken, ister biyolojik ister yapay olsun, zekâ sahibi varlıkların olduğu ve birlikte yaşadığı her ortamda hukuk da mutlak surette var olacaktır. Bunun için ülkemizde ve yabancı hukuk düzenlerinde çok sayıda hukuki düzenleme yapılmış, mahkeme kararı verilmiş ve sonuçta bir ” Bilişim Hukuku ” disiplini ortaya çıkmıştır. Teknolojik yenilikler hukukun uygulanmasında bazı zorluklar getirse de bunlar zaman içinde çözülmektedir, Bilişim Hukuku da bunlara çözüm arayışı içindedir. Buna karşın hukukun uygulanmasındaki en büyük sorunun insan faktöründen kaynaklandığı görülür. Uygar, kültürlü, hukuka ve birbirine saygılı, empati kurabilen bireyler ve bu bireylerden oluşan bir toplum yaratılmadıkça hukukun olması gerektiği gibi ya da cezalandırıcı yöntemler kullanılmaksızın uygulanması mümkün değildir. Örneğin, yola girilmez levhası, Kenya’da Serengeti’de büyük göç esnasında Mara Nehrine (Massai Mara) ulaşmaya çalışan bir öküz başlı antilop için hiçbir anlam ifade etmezken, bunun şehirde ve trafiğin içinde yaşayan, belli bir olgunluk seviyesinde olan ve cebinde sürücü ehliyeti olan birisi için bir şeyler ifade etmesi gerekir ve beklenir. Aynı husus hukuk normları ve mahkeme kararları açısından da geçerlidir. Ancak belli bir zekâ seviyesine sahip, belli bir düzeyde eğitim almış ve toplum içinde toplumsal normlara uygun biçimde yaşamanın insanlık olduğunu bilen bireyler için hukuk ve hukuk kuralları bir anlam ifade eder.

logo-footer