Meşru savunma, ceza hukuku denildiğinde aklımıza ilk gelen ve kamuoyunda kendisine en çok yer bulan ceza hukuku kavramlarından birisidir. Bugünlerde ülke gündemine oturan bir olay 1 , meşru savunma kavramını yeniden gündeme getirdi ve güncel bir tartışma olmasını sağladı. Doğrusu bu güncel gelişme, meşru savunmanın yaygın kullanımına karşın, bir o kadar da yanlış bilindiğini de gösterdi. Dolayısıyla konu ile ilgili pek çok hatalı ve eksik bilgi özellikle sosyal medyada gündeme geldi. Biz de bu kısa çalışmada, meşru savunma hakkında temel ve öz bir bilgiyi okurlarımıza sunmak istedik. Çalışmada meşru savunmadan genel olarak bahsedilecektir. Devamında, hakkında daha düşük bir farkındalık bulunduğunu gördüğümüz meşru savunmada sınırın aşılması ve üçüncü kişi lehine meşru savunma kavramlarını da tanıtmaya; kısaca, günceli hukukla yorumlamaya çalışacağız. Öncelikle belirtmek gerekir ki, vaka incelendiğinde, olayın üçüncü kişi lehine meşru savunma şeklinde başladığı; ancak sonrasında saldırının üçüncü kişi lehine savunmada bulunan faile yöneldiği ve kişinin kendisini koruma amacıyla savunmada bulunduğu görülmektedir. Dolayısıyla “şayet böyleyse”, saldırının bu aşamasından sonra yapılan savunma hareketleri, artık bireyin kendisine ait bir hakka yönelik meşru savunması kapsamında düşünülmelidir. Yine meşru savunmada sınırın aşılmasına ilişkin Türk Ceza Kanunu’nun 27. maddesi tartışmaya dâhil edilebilir gözükmektedir. Böylece konuya dâhil olabilecek kavramlara ilişkin bilgilere bu çalışmada yer verilmesi amaçlanmaktadır. Amacımızın ne olduğunu açıkladıktan sonra, “ne olmadığını” da açıklamak bir o kadar önem taşımaktadır. Bu çalışma ile konuyu gündemimize taşıyan ve yazma motivasyonumuzu oluşturan cezai olay hakkında kesinlikle soruşturma ve kovuşturma makamlarına yönelik herhangi bir hukuki görüş bildirme amacımız bulunmamaktadır. Zira doğrudan delillere temas edecek ve nihai kararı açıklayacak merci soruşturma ve kovuşturma makamlarıdır.

CategoryCeza Hukuku, Makale
logo-footer