Gerçek şu ki: Türkiye henüz; güçlü ve şaşmaz bir adalet sistemini, bağımsız ve tarafsız bir yargıyı, düzenli ve öngörülebilir, sistematik ve bilimsel bir hukuk hizmetini yakalayabilmiş, topraklarında yaşayan insanlara bunu sağlayabilmiş; modern, gelişmiş ve adil bir ceza adalet sistemine sahip olan bir ülke değil. Bunu söylemek, bu ülkenin vatandaşı, tüm yaşamını ve geleceğini bu ülkede kurmuş, çocuklarını bu ülkede yetiştiren ve hem tüm mesleki kariyerini hukuka adamış hem de geçimini hukuk mesleğinden sağlayan benim gibi bir kişi için zor ve acı verici. Ama gerçek bu ve bunu düzeltmek için her şeyden önce gerçekle yüzleşmek gerekli. Oysa hızlı, eşit ve nitelikli bir hukuk uygulaması ve adaletin sağlanması, devletin vatandaşlarına sağladığı bir lütuf değil, sunması gereken bir “hizmet”tir. Devletin var olmasının en temel nedenlerinden biri budur; zira bireyler farazi toplumsal sözleşme gereğince, adaletin sağlanması görevini ve hakkını devlete devretmişlerdir. Ekmeğini taştan çıkaran ancak ekmeğinin yarısını kaşla göz arasında vergi adı altında devlete veren vatandaşların adalet talebi, en temel haktır; bu vergilerin verilmesinin bir nedeni de adaletli ve herkesin hukuk normlarına uygun davrandığı bir toplumsal yaşamın sağlanması, bunun için de iyi bir adalet sisteminin kurulabilmesidir. Ancak yine üzülerek ifade etmeliyim ki bu talebi karşılayacak bir “arz” henüz bulunmamaktadır. “Türkiye’de adalet mümkün mü?” sorularına ilişkin olumlu yanıtların sayısı ve bu konudaki ümitlerimiz, gün geçtikçe daha da azalmaktadır. Adalet sistemine ve yargıya olan güvenin azaldığı (hatta günümüzde dibe vurduğu) bu gibi dönemlerde hep ortaya çıkan ve sorunları kökünden çözeceği inancı empoze edilen yargı reformlarından birinin daha kapımıza dayandığını görmekteyiz. Bu makalemde, toplumun ve toplumu oluşturan biz bireylerin adalet talebini, bu reform “arzının” karşılayıp karşılamayacağını analiz etmeye çalışacağım. Bu yargı reformu paketinin de diğerleri gibi son derece iyi niyetlerle kaleme alındığından, gerçekten kanayan yaralara derman olmak amacıyla çıkarılmaya çalışıldığından en küçük bir şüphem dahi bulunmamakta. Ancak yine de bir eleştiri yazısı yazmaktan kendimi alamadım.

CategoryCeza Hukuku, Makale
logo-footer