Hukuka aykırı yöntemler kullanılarak elde edilen ve kişisel veri içeren bilgi ve belgelerin yargı makamları nezdinde kullanılmasının yaygınlaşması ve kişisel veri sahibinin buna karşılık olarak haklarının ihlal edildiğini ileri sürmesi, konunun, mahkemeler önüne gelmesine neden olmuş ve mahkemeler aracılığıyla çözüme kavuşturulmasını gerekli kılmıştır. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (Mahkeme/AİHM) de, bir başvurucunun, polis tarafından yasadışı yollarla kimliğinin ortaya çıkmasına neden olacak şekilde bilgi toplanıldığından bahisle haklarının ihlal edildiği iddiası üzerine tam da bu konuya ilişkin olarak yaptığı inceleme sonucu yakın tarihte “Benedik v. Slovenya” kararını vermiştir. Hukuka aykırı yöntemlerle elde edilen ve kişisel veri içeren delillerin veri sahibi aleyhine kullanılıp kullanılamayacağı kuralının istisnaları olup olamayacağını anlayabilmek adına ilk olarak, başvurusu konu olayın Mahkeme önüne geliş sürecini anlattıktan sonra hangi gerekçelerle 8. madde kapsamında değerlendirildiğini açıklayacağım. Bundan sonra başvurucunun hakkına müdahale olup olmadığı; varsa bu müdahalenin meşru olup olmadığını değerlendirerek dava konusu olayın 8. maddeye uygunluğunu tespit etmeye çalışacağım. Bu tespiti yaparken; konuyu, abonelik bilgilerinin elde edilmesinin yasaya uygunluğu, hukuka aykırı yöntemlerle elde ettiği iddia edilen kimlik bilgileri açısından hukuka aykırı delil sorunu ve bilgilerin kişisel veri niteliğinde olması nedeniyle kişisel verilerin korunması olarak üç farklı açıdan ele alacağım. Bu kapsamda Mahkemenin dava konusu olaya ilişkin karar ve gerekçeleri ile benzer konulu kararları ışığında kendi görüşlerimi belirterek kişisel verilerin korunması bağlamında hukuka aykırı delil sorununa ilişkin değerlendirmede bulunacağım.

logo-footer