Küçüklüğümden beri en büyük merakım uzay yolculukları ve bununla bağlantılı olarak bilim kurgu romanları ve hikâyeleri oldu. Bu ilgimin çalışma alanlarımı ve kariyerimi doğrudan etkilediğini söylemem sanırım yanlış olmaz. Beni önce bilişim hukuku, sonrasında yapay zekâlar alanında çalışmaya iten tamamen bu meraktır. Bu alanlara ilişkin yazılanları okumak ve bunlara kafa yormak benim için çalışmanın ötesinde bitmek tükenmek bilmez bir merakın giderimi 4 çabası. Hele dünün bilim kurgusunun bugünün gerçeği olduğunu görmenin verdiği hazzı sözcüklerle anlatmam mümkün değil. Bu makalenin başlığını özellikle bir “hukuk-kurgu denemesi” olarak seçtim. Zira biraz sonra anlatacaklarım, biraz hukuk, biraz bilim, biraz da bilim kurgu içerikli. Ayrıca bu alanda henüz kesin sonuçlar ve yargılar yok; yanıttan çok soru var, bu nedenle de yazının başlığı “deneme”. Yanlış anlaşılmaları gidermek için baştan yazıyorum: Bilim kurgu alanında yazılanlar, bilimsel verilerden yola çıkılarak, geleceğin tahmin edilmesi ve bunun genellikle bir öykü çerçevesinde anlatılmasıdır. Dolayısıyla dünün bilim kurgu hikâyesi bugünün gerçeğidir. Bunun en somut kanıtı ise ünlü yazar Jules Verne’in hikâyeleridir. Onun, çağındaki bilimsel buluşlardan yola çıkarak çağının ötesindeki aya yolculuğu ya da denizaltı yolculuklarını tahmin etmesi, bugünkü yaşamımızın bilindik hadiseleri. İşte bu yazarların arasına bir yenisi katılmak üzere: Isaac Asimov.

logo-footer