Para denildiğinde ilk aklımıza gelen madeni paralar veya banknot halinde bulunan elle tutulur, gözle görülür fiziksel varlığı olan paralardır. Peki, paranın somut bir gerçekliğinin olması şart mıdır? Teknolojinin muazzam gelişimi akıllara bir süreden beri bizlere bu soruları da beraberinde sordurmakta. Çünkü hayatımızın her alanında büyük rol oynayan, değişimler meydana getiren teknolojinin; parayı, ekonomiyi, dolayısıyla da ticareti etkilemesi kaçınılmazdır. Öncelikle “Para nedir?” sorusunu açıklığa kavuşturmak gerekir. Her ne kadar yerleşmiş tek bir tanımı bulunmasa da paranın genel kabul görmüş tanımı, mal ve hizmet bedeli ile borçların ödenmesinde kullanılan ve genel kabul gören ortak değişim aracıdır. Öyleyse paranın nasıl olması gerektiği hakkında herhangi bir zorunluluk yoktur. Para yalnızca bir temsil ve ortak değişim aracıdır. Bedel ödemede kullanılan ve genel kabul gören her şey para olarak kabul edilebilir. Malların değiş tokuş edildiği ilkel toplumlarda, değişim ölçüsü olarak tuz, tütün, deri kurutulmuş balık ve hayvan başı gibi değeri olan mallar kullanılmıştır. Bu para türüne mal para denilmektedir. Ardından maden para, altın ve gümüşe bağlı kâğıt para, banknot gibi paraların kullanıldığı bilinmektedir. Son olarak kaydi para olarak da adlandırılan bankadaki hesaplarda bulunan ancak fiziki varlığı olmayan para, ticari hayatın gelişmesi ve bankacılık sektörünün ilerlemesiyle önem kazanmıştır. Benim üzerinde duracağım ve aslında bu yazının ana konusu olan dijital para ise teknoloji ve internetin gelişimi sayesinde yaşam bulmuş ve bugün çokça tartışılan bir konu haline gelmiştir.

logo-footer